| Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
12 Nisan 1972 Bulgaristan doğumluyum. Türkiye'ye 1990 yılında geldim. Orada liseyi bitirdim. Tıp üzerine tahsil yapmak üzere hazırlık lisesinde eğitim alıyordum.
Dansa nasıl başladınız?
14 yaşında başladım. Televizyonda izlediğim yarışmalardan etkilenmiştim. Özellikle de standart dans türlerinden. Bulgaristan'da gençlik kulüpleri vardır. Buralarda müzik, dans, tiyatro, sinema gibi her türli aktivite yapılır. Karar verdim ve kaydımı yaptırmak için Gençlik merkezine gittim. İki denememde de amacıma ulaşamadım çünkü kapıyı açmaya cesaret edememiştim (fazlasıyla utangaçtım). Üçüncü gidişimde kapı tesadüfen açıldı ve ofisten güzel bir bayan dışarı çıktı. Ne istediğimi sordu. İşte o an farkında olmasam da hayatıma yeni bir yön vermiş oldum. Çıkan o bayan daha sonra antrenörüm oldu. 8 sene boyunca Bulgaristan'da dans eğitimi aldım. Tabii ki o zaman tamamen hobi ve spor olarak bakıyordum olaya.
Türkiye'ye 1990 yılında geldiniz. Bize burayı biraz anlatabilir misiniz?
Türkiye'ye geldiğimde Salon Danslarından haberdar kimse yoktu veya ben rastlamadım. Daha çok disko dansları ve Hip Hop popülerdi. Biraz latin danslarına da ilgi vardı tabii. O zamanlar Tolga Han, Tuncay Vural, Hakan Peker ve Ümit İris vardı. Ümit İris - Seval Uğur çifti Tango dersleri veriyorlardı ve bugün tanıdığımız bütün ünlü tango hocaları kendilerinden ders alıyorlardı. Diğerleri her telden çalıyordu.
Türkiye'ye gelişiniz ile dansa nasıl başladınız?
Birgün gazetede bir ilan gördüm. Daha doğrusu dansla ilgilendiğimi bildikleri için, Liseden arkadaşlarım haber verdiler. İlanda, "Tolga Han Dance Center, dansçılar arıyor" ifadesi vardı. Belli bir tarihte seçmeler yapıldı ve yüze yakın dansçı adayı vardı. O gün Tolga Bey ile tanıştım ve kendisi bana okulunda hocalık teklif etti.
Ders dersleri vermeye başladığımda öğretmenin ne kadar büyük bir sorumluluk gerektirdiğini anladım. Karşınızdaki insanlara verdiğiniz her bilgiden sorumlusunuz. O güne kadar eğitmenlik yapmamıştım. Bulgaristan'da iken antrenörün söylediklerini yapıyorduk ve onun nezaretinde kulüpteki daha küçüklere birşeyler öğretiyorduk. Bütün tecrübem bu idi.
Bunun üzerine Türkiye'de dans durumunu araştırdım ve salon dansları ile ilgili hiçbirşey bulamadım. Gerçi Salon Dansları öğrettiğini iddia eden okullar vardı ama kendileri de aslında bu tarzdan birhaberdiler. Daha sonra akademik dans eğitimi almak üzere Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nın sınavlarına girdim. Modern dans bölümünü kazandım ve profesyonel dans eğitimime başlamış oldum.
Konservatuarda öğrenimime devam ederken aynı zamanda yurt dışında da eğitim almaya başladım. Türkiye'de Tolga Han Dance Center'dan başka Barok Sanat Merkezi'nde, Gülen Andak Sanat Merkezi'nde, Akademi İstanbul'da, Hillside City Club'da ve Suna Uğur Bale Kursu'nda dans eğitmenliği yaptım. Aynı zamanda Galatasaray, İstanbul Teknik ve Yıldız Teknik Üniversitelerinde dans dersleri verdim ve Yıldız Teknik Üniversitresi ve Boğaziçi Üniversitesi Dans Kulüplerini halen çalıştırıyorum.
Türkiye'de konservatuar eğitiminizin yanında yurt dışında da dans eğitimi aldınız. Nerelerde ve ne tarz eğitimler aldınız?
Evet Türkiye'de Konservatuardaki eğitimime devam ederken tatillerde ve ara dönemlerde yurt dışında eğitim almaya başladım. 97'den itibaren Türkiye'de kazandığım tüm parayı yurt dışında dans için harcadım. İlk olrak İngiltere'de London Contemperary Dance School'da Modern Dans teknikleri, Klasik bale, Jazz ve koreografi eğitimleri aldım. Bir dansçının anatomiyi bilmesi şarttır. Bu yüzden anatomi eğitimi de aldım. Salon danslarının üstadı olarak bilinen Walter Laid ile tanıştım ve David Sycamore ve Denise Weavers, Jason Roditis ve Tonia Kosovich, Richart Porter ve Els Gevaert, Bryan Watson ve Karen Hardy, Yukka Haapalainen ve Sirpa Suutari gibi bir çok ünlü çiftten eğitim aldım. Bu çalışmalarda işlenen konular: temel prensipler, teknik analiz, teknikteki gelişmeler/değişiklikler, anatomi, koreografi (tasarım, analiz, tasarımda kullanılan öğeler ve formlar), Standart ve Latin danslarındaki ortak noktalar, kombinasyonlar, vücut duruşları ve kullanımı (ağırlık aktarımı, denge, dönüş, izolasyon), idare teknikleri, müzik yorumu ve eğitim teknikleri. Ayrıca Flamenko ve Tap dansları eğitimi de aldım. 99'da Amerika'ya gittim. White Mountain Summer Dance Festivali'nde sabah 6:20'de başlayıp akşama kadar süren bir dans eğitimi aldım. İngiltere ve Amerika yanında Paris'te ve Viyana'da da dans eğitimi aldım. Bu şekilde Türkiye'deki Konservatuar eğitmime ve diğer ülkerlerdeki eğitimlerime bir arada devam ettim.
Dans Severleri bilgilendirmek açısından yurt dışındaki yarışma sistemi ve yarışmacı sınıfları nelerdir?
Yarışmacılar amatör ve profesyönel olmak üzere ikiye ayrılırlar. Amatörlerde Open ve Closed yarışmalar düzenlenir. Open yarışmalarda sınıflandırma yoktur. Closed yarışmacıları ise yaşa göre ve sınıflara göre yarışılır. Sınıflara göre yapılan yarışmalarda belli hareketlerle sınırlanmış oluyorsunuz. Amatörler D, C, B, A ve M(master) sınıflarına ayrılırlar. D ve C sınıfları sınırlı hareketler ile dans edebilirler. B, A ve M sınıfları ise istedikleri hareketlerle serbet kareogrofiye yarışırlar. Amatörler kategorisindeki tüm yarışmacılar Sportif Salon Dansları Federasyonu IDSF bünyesinde toplanmıştır. Profesyonel olmak için önce amatör olmak gerekir. Amatörler kendilerini hazır hissettiklerinde profesyoneller kategorisine geçebilirler. Sadece 1 kereye mahsus geri dönme hakları vardır. Yanlış karar veren çiftler profesyonellerden amatörler sınıfına 1 kereliğine geri dönebilirler. Yani dans seviyeniz ne olursa olsun siz profesyoneller sınıfına geçtiyseniz orada herkesle beraber dans edersiniz. Profesyoneller de World Dance & DanceSport Council tarafından temsil edilirler.
Dans eğitimi verirken nelere dikkat edersiniz?
Çalışmaya başlamadan önce vücudu hazırlamak gerekir. Buna ısınmak ta diyebiliriz. Duruş, dönüş, denge, ritim ve temel müzik bilgisi bir dansçının bilmesi gereken unsurlardır. Eğitimlerimde ISTD (Imperial Society of Teachers of Dancing) ve IDTA (International Dance Teachers Association) müfredat figürlerini ögretiyorum başlangıçta. Arada anatomi bilgilerine de değiniyorum. 2 seneye kadar hobi sınıflarına ders veriyordum. Artık dansı spor olarak gören yarışmacılar ile çalışıyorum. Hobi sınıflarını kaldırdım.
Türkiye'deki gençliğinin dansa bakışı ve ilgisi size göre nasıl? Aynı zamanda Türkiye'de bulunduğunuz süreç içerisinde Türkiye'deki latin dansları gelişimin nasıl yorumlarsınız?
Talep çok fazla. Yeni yeni oluşumlar var. Dans Kulüpleri sayısının artışı ilginin göstergesidir bence. İnternette dans siteleri kuruluyor. Yarışmalar düzenleniyor. Resmi dernekler ve federasyon kuruldu. Eskiden dans etmek isteyen kişiler, hangi okul kendilerine daha yakınsa oraya gidiyordu, artık okullar, eğitmenler ve mekanlar seçilmeye başlandı. İnsanlar çok daha bilgili ve sürekli araştırıyorlar. Önceleri video kasetlerden figür öğrenirken bugün hocalar davet ediliyor, teknik çalşılıyor. Dans Sporu ciddi bir spor olarak henüz bilinmediği için "Competitive" çalışanların sayısı henüz az. Fakat yine de sayıları git gide artıyor ki bu çok sevindirici bir olay. Eğlenceye ve hoş vakit geçirmeye yönelik sosyal ve kulüp danslarına taleb çok. Sıkıntıya gelemeyen ve belli bir yaşın üstündeki insanlar daha çok tercih ediyor. Türkiye'deki dansın gelişimini göz önüne alırsak çocuklara yönelmek gerekir. 2-3 senelik sıkı bir eğitimin ardından ancak bir sonuç alınabilir. Bu yüzden küçük yaşta başlayıp ciddi ve düzenli çalışıp uzun vadeli program yapmak gerekir.
Türkiye'de sizin de üyeliklerinde bulunduğunuz Sportif Salon Dansları Derneği ile IDSF tarafından çok yakın bir zaman önce resmen tanınan Cimnastik Federasyonu bünyesindeki Dans Sporu dalı mevcut. Bu oluşumların Türkiye'ye getireceği yenilikler ve yapılması gerekenler nelerdir?
Evet Sportif Salon Dansları Derneği de, Cimnastik Federasyonu bünyesindeki Dans Sporu Federasyonu'da sonuçta Türkiye'deki Salon Danslarının geleceği için çalışmaktadırlar. Türkiye tanınacak ve buraya birçok eğitmen gelecek, yeni pazar açılacak ve bizler de ülkemizde daha çok profesyonel eğitmenlerle çalışma fırsatı yakalayacağız. Uluslararası yarışmalar düzenlenecek ve bu yarışmaları canlı izleyebileceğiz. Getireceği en önemli yenilik ise Türk dansçıların da yurt dışındaki resmi yarışmalara katılma imkanı. Yapılacak çok iş var. Üyelik sistemi belirlenmeli. Aynı zamanda bir kontrol mekanizması olmalı. Sporcu ve kulüp lisansları bu kontrol mekanizması dahilinde yaygınlaşması sağlanmalı. IDSF'nin onayladığı hakemlerin Türkiye'de hakemlik eğitimi vermeleri gerekir. Bilgilenmek amacıyla bol bol seminerler ve workshop düzenlenmeli.
Son olarak Türk Dans severlerine iletebileceğiniz neler var?
Dansın rekabeti pistlerde olmalıdır. Herkes bir şekilde iyi ve sıcak ilişkiler ve dayanışma içersinde olmalı, herkes olumlu yaklaşmalı ve paylaşmalı.
Teşekkürler İsmet Müftüoğlu
UniDance'de bu söyleşiye yer verdiğiniz için ben teşekkür ederim. Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Tüm dansseverlere dans dolu günler diliyorum...
Aralık 2001
|